gorsel
Mesaj Gönder
Kapat
Ana Sayfa > Haberler

GAZİ AYKIRI: "Emekliler Açlık ve Sefalete Mahkum Edilmesin..."

Emeklinin alım gücü zamanla eridi ve bırakın yoksulluğu, açlık sınırı seviyelerine kadar indi. TÜRK-İŞ tarafından 34 yıldan bu yana her ay düzenli olarak yapılan, bu alanda öncü ve diğer çalışmalara örnek olan “Açlık ve Yoksulluk Sınırı” araştırmasının Ekim 2021 ayı sonucu, gıda maddeleri fiyatlarında artışın devam ettiğini ortaya koydu. Bu durum, başta ücretli çalışanlar ve emeklileri olmak üzere, geniş bir toplum kesiminin yaşama şartlarını olumsuz etkilemeye devam etmektedir. Ücret gelirlerinde belirli bir artış sağlanmasına karşın yetersiz kalan gelir karşısında çalışanların mağduriyeti de devam etmektedir.

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 3.093,20 TL olarak açıklandı. Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 10.075,58 TL olarak açıklandı.

Bir başka ifadeyle; evine 10 Bin TL'den az gelir giren emekli veya çalışanlar, yoksul demektir. Asgari ücret seviyesinde bir gelirle yaşamını sürdürenler ise açlık sınırında yaşam mücadelesi veriyor demektir.

Daha da kötüsü, hazine yardımıyla birlikte Bin 500 TL seviyesinde kalan emekli aylıklarıdır ki bu rakam, açlık sınırının tam da yarısıdır. Yani bu düzeyde aylık ve gelir alanların açlık sınırında değil artık sefalet düzeyinde olduğu açıktır. Bu durum acil tedbirler alınması gerektiğini, en düşük aylık seviyesinin asgari ücret düzeyine çekilmesi gerektiğini, o durumda bile ancak Türk-İş tarafından açıklanan Açlık Sınırı seviyesinin yakalanabileceğini ortaya koymaktadır.

Peki bu duruma nasıl gelindi?

1999 yılında kabul edilen 4447 Sayılı Kanun'la, Dünya Bankası'nın istekleri doğrultusunda; 1 Ocak 2000 tarihinden itibaren emeklilerin aylık hesaplama yöntemi değiştirildi. Katsayı ve gösterge sistemi yerine, alt ve üst sınır kazançlarının yıllık tüfe ve milli gelir artışı esas alınarak hesaplanmasına başlandı. Lakin, bu artış yöntemi, mevcut emekli aylıklarına uygulanmadığından, sistemde büyük eşitsizlikleri doğuran farklılıklar oluştu.

2000 öncesi emekli aylıklarının intibakının yapılmadan aylık tüfe artışına endekslenmesi neticesinde bu eşitsizlik daha da büyüdü. 2000 öncesi için intibakların yapılmaması, aylıkların tüfe artışına endekslenmesi ve refah artışından pay verilmemesi emeklilerin gelirlerinin giderek düşmesine sebep oldu. Çünkü TÜİK verilerine göre hesaplanan enflasyon oranları, gerçeklikten çok uzaktı. Emeklinin alım gücü zamanla eridi ve bırakın yoksulluğu, açlık sınırı seviyelerine kadar indi.

Nitekim, (TÜED) Türkiye Emekliler Derneği'nin hukuki süreçleri işletmesi, kamuoyu oluşturması ve siyasilere bu sorunu ısrarla anlatması sonucu, 2000 öncesi emeklilerin intibakları yapıldı.

Emekli, ülkenin büyümesinden pay alamaz hale geldi.

Ancak, 1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 Sayılı Kanun'la da benzer bir düzenleme yapıldı. Milli gelirin tamamı yerine, %30'u dikkate alındı. 5510 Sayılı Kanun'la da işçi emeklilerinin gelir ve aylık artışında, 6 aylık enflasyon artışı dikkate alındı ve refah artışından pay verilmedi. Bu nedenlerle, işçi emeklileri arasında 13 ayrı çeşit maaş düzenlemesi oluştu. Emekli, ülkenin büyümesinden pay alamaz hale geldi.

AİHM ve AYM; “İntibak'ı Ancak Parlamento Çözer” dedi.

Yani bu kez de, 2000 sonrası emekliler için bir mağduriyet oluştu. Yine intibak sorunu gündeme geldi. TÜED, yine hukuki süreçleri işletti ve davayı (AİHM) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kadar taşıdı. Hem AİHM, hem de (AYM) Anayasa Mahkemesi; sorunun ancak parlamentoda, yeni bir yasal düzenlemeyle çözülebileceğine karar verdi.

Şu an, milyonlarca emekli, dul ve yetim bu sorunun çözülmesini, intibaklarının yapılmasını ve açlık sınırının yarısını bulan aylıklarının, en azından asgari ücret seviyesine taşınmasını bekliyor. Şunu da artık bütün emekliler biliyor ki, çözüm yeri parlamentodur. Gerekli yasal düzenlemeler en kısa sürede yapılmalı ve mağduriyetler giderilmelidir. Emekliler açlık ve sefalete mahkum edilmemeli, yaşamlarının son dönemlerini mutlu ve sorunsuz bir şekilde yaşamalıdır.

Bülten Aboneliği
Derneğimizle ilgili gelişmelerden haberdar olmak için bültenimize abone olabilirsiniz.
Adres Anıttepe Mh. Işık Sk. 11 Tandoğan - Ankara
Telefon 0312 230 34 28-29-89
Faks 0312 230 16 41-92
E-Posta tued@tued.org.tr / basin@tued.org.tr
tued.org.tr 2019